Nevin Şahin-YA OLMASA?

Nevin Şahin

YA OLMASA?

“Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başka olmasa”

1990 senesinde Hümeyra’nın ilk 45’liği olan “ölüm-olmasa” da duymuştum bu sözleri.Yaş 14, çarpıldım tabi. Sonra “söz yazarı kim?” diye merak ettim. Baktım Aşık Veysel. Velhasıl aradan yıllar yıllar geçti, Aşık Veysel,gelişen teknoloji ile beraber daha çok duyuldu, daha çok bilindi, daha çok anıldı. Peki sözlerindeki hikmet bilindi mi? 

Zannetmem. Yaşanan bunca kötülükten beriymiş gibi sabahtan akşama kadar hikmetli sözler paylaşan bizler, gerçek şu ki sözlerdeki hikmeti anlamaktan aciziz. Zaten hikmetten, anlayıştan çoktan geçtik.Çünkü şu günlerde; koyunla kurt beraber geziyor da, acıdır ki insan insanla gezemiyor. Kimin okuyup, kimin yazdığıysa, kimsenin umurunda değil. Ayrıca insanoğlunun düğüm çözme gibi bir çabası da yok. Var mı? 

Düşünsenize fikirlerimiz başka başka olmasa tek tip, sıkıcı hayatlar yaşamayacak mıydık? Kedinin kuyruğunu yakalamak için kendi etrafında dönüp durduğu gibi, etrafımızda dönenip durmayacak mıydık? Halbuki kainatı okumak, kendimizi anlamak için başka başka fikirlere ihtiyacımız var. Çünkü insanın zenginliği, sadece kendinde olan değildir ki.

Açıkçası çağ da tuhaf bir çağ! Bilgi çağı, teknoloji çağı, uzay çağı, falan çağı, filan çağı; hikaye… Çağ düpedüz insanın kendini imha etme çağı. Çünkü dünyayı içinden çıkılmaz bir girdaba sürükleyen insan, ahlakla,fikirle ilişkisini yitirdi. Doğal sonuç ise insan ilişkilerinin sekteye uğraması oldu. 

Mesela evdeki hırın gürün, kardeşimizle, arkadaşımızla, çocuğumuzla yaşadığımızçoğu şeyin müsebbibi, fikir ayrılıkları ya da sabit fikirli olmak değil mi?Herkes birbirini bir tarafından tutmuş “Gel, benim gibi ol, benim gibi düşün, benim gibi yap” diye sağa sola çekiştirmiyor mu? Herkes her an birbirine kendi fikrini dikte etmiyor mu? Halbuki farklı bitkiler, farklı canlılar, hayvanlar, renkler, kokular, koca alemde bildiğimiz bilmediğimiz onca şey var. Öyleyse bu duvarlar ne?Görmek, duymak, hissetmek gibi pek çok özelliği olan insan, nedense kainattaki çeşitliliği bir türlü görmek ve anlamak istemiyor. Oysa duvarları yıkmanın tek yolu bu çeşitliliği fark etmek. 

Ne için geldin şu dünyaya? Bir fikrin sorgusuz sualsiz esiri olmaya mı? Bir fikre saplanıp kalmak, başka bir düşünceye, başka bir göze, başka bir bakış açısına yönelmekten kendini men etmek. Fikri sabit bir yaşamı kabulllenmek, neden? Sağlıklı bir ruh hali mi bu? Uzman görüşsüz yaşayamayanlar için belirteyim, değil. Kendi fikrinden başka fikirleri önemsemeyenlere, Tıp Bilimi “narsist kişilik bozukluğu” teşhisi koyuyor. 

Bu gibi kimseleri artık çokça görüyoruz.  İnsanlar ortak bir fikir nedeniyle bir araya gelip, bir süre sonra o fikre öylesine saplanıyor ki, karşısındaki kişi değişen düşüncesini bile söylemekten çekinip, korkar hale geliyor.Zira ucunda dışlanmak, ötelenmek, hor ve hakir görülmek, yalnızlaştırılmak ve hatta linç edilmek var. En büyük tehlike ise fikirlerimizin, fikir olmaktan çıkıp yıkıcı birer ideolojiye dönüşmesi. Işte bu  dönüşüm, başka başka fikirleri yok saymaktan, kendi fikrinden başka fikirlere tahammül edememekten kaynaklanıyor. Oysa fikir; bilgiyle, düşünceyle, ortak paydalarda buluşmakla zenginleşir ve anlam kazanır. 

Malum insanoğlu iş lafa gelince, düğüm de çözüyor, fikir de süzüyor, sırra da eriyor. Fakat nedense, dünya bir türlü fikirlerimizle güzelleşmiyor. Eğer dünyadaki düğümleri çözmek istiyorsak; Aşık Veysel gibi varlık sırrına ermek, hakikat sırrını da bilmek lazım. Işte o zaman umulur ki,pek çok düşünceden faydalanır ve farklı bakış açılarıyla yaşamımıza zenginlik katarız.

 

Yorumlar
Kod: 52U82