Müge Kartal-Güven Sorunu

Müge Kartal

Güven Sorunu

Kime, nasıl güveneceğiz? Son yıllarda toplum olarak yaşadığımız en önemli sorunlardan biri bence bu. Her gün öyle” kötü” öyle “mümkün değil” dediğimiz şeyleri görüyor yaşıyor okuyoruz ki kimselere güvenemez olduk haklı olarak. Her şeyden nem kaptığımız için de yaşadığımız her yeri dijital hapishanelere çeviriyoruz. Güvenlik kameraları çelik kapılar şifreli kapı açma kartları demir parmaklıklar… Yine de korkuyoruz, çocuğumuz kapıdan çıkar çıkmaz ne olabilir diye kaygılarımız başlıyor. Lise son sınıfta okuyan çocuğunu hala okula götürüp akşam kapıda bekleyen anneler babalar tanıyorum. Çocuk ise bu güven sorununu kendin üstüne alıyor anne babasının kendisine güvenmediğini düşünüyor ama aslında öyle değil. Hayatına müdahale ediyor gibi görünmeden onları korumaya çalışmak ne kadar zor bir anlayabilseler? Sosyal medya hesaplarından kimlerle görüştüklerini hangi yabancı insanın arkadaşlık isteği gönderdiğini bilememek, arkadaşlık ettikleri kişilerin anne babasını tanımamak ne kadar da zor. “Fake hesap” diye tabir edilen sahte hesaplar açan kişiler çocuğunuzun tek bir onay kutusunu işaretlemesiyle bütün hayatını fotoğraflarını okuduğu okulu yaşadığı şehri her şeyi öğrenebiliyor. Onlara ne kadar bilinçli olmalarını aşılamaya çalışsak da adı üzerinde “çocuk” bu en akıllı diye tabir edileni bile hata yapmaya açık, çünkü saf ve temizler, oysa dışarıda insan kılığında gezen öyle çok saf kötülük var ki..

Koca mahallelerde herkesin birbirini tanıdığı günlerden kapı komşusunu tanımayan kişilerin aynı apartmanda yıllarca bir arada oturduğu günlere geldik. Eskiden cep telefonu olmadığı günlerde bile bu kadar güvensiz değildik, okuldan eve gelip anahtarı unuttuğumuzu anladığımız zaman bir komşumuzun kapısını çalar içerde anne babamızı güvenle beklerdik. Zaten komşumuz bizi dışarıda görse kendisi hemen eve alır açsak karnımızı doyurur bizi rahat ettirmek için elinden geleni yapardı. Şimdi ise her dakika ulaşabildiğimiz çocuğumuzu günde elli kere arayıp ne yaptığını nerede olduğunu öğrenmeye çalışıyor yine içimizdeki kaygıdan kurtulamıyoruz.

Sadece çocuğumuzla sınırlı değil ki bu güvensizlik. En yakın arkadaşımızdan akrabamızdan yıllardır tanıdığımız dostlarımızdan öyle kazıklar yiyoruz ki her şeye şüpheyle yaklaşmakta herkesi potansiyel yalancı üçkâğıtçı dolandırıcı zannetmekteyiz. Algılarımız tamamen değiştiği için çocuğumuzun başını okşayan yaşlı amcadan bizimle aynı durakta inip arkamızdan evine giden adamdan şüphe duymaktayız. Haksız mıyız peki?

Haksız değiliz kimse ama hiç kimse bu kadar kaygı ve güvensizlikle yaşamayı hakketmiyor. Bizim gibi insanlar yani “iyi” olan ya da “iyi olmaya gayret gösteren”kişiler aslında “kötülerden” daha fazla. Bu yüzden biraz olsun hislerimize güvenerek iyilerle yol almaya, birlik olup çoğalmaya ve kötülükle mücadele etmeye mecburuz. Çünkü bunu başaramazsak çocuklarımız büyüdüklerinde kendilerinden bile korkan güvensizlikten bütün hayatlarını dış dünyaya kapalı birer hapishaneye dönüştüren asosyal bireyler olacaklar ve ne yazık ki bunun mimarı bizler olacağız.

Yorumlar
Kod: 3ZR6Z