Kerem Öztürk-Sosyal Medya Çok mu Sosyal?

Kerem Öztürk

Sosyal Medya Çok mu Sosyal?

İnsan hayatı, var olmaya başladığı ilk günden bu yana büyük bir hızla değişim geçirmiş olmasına rağmen; özellikle son 100 yılda ve hatta bu dilimin son yirmi yılında hızına yetişilmez bir şekilde değişiyor. Bizler bu hayatın tam ortasında olmamıza rağmen; sanki biz bile anlayamıyoruz bu değişimin hızını ve akışını.

Hayat değişmeye mahkûmdur. Bir günün diğer günle aynı olduğunu gördük mü hiç? Saatler değişir, günler geçer, mevsimler birbirini kovalar, yıllar geçer gider. Buraya kadar eyvallah. Ancak isterse 120 yıl yaşasın, sorsanız insan hala hayata karşı kendisini doymuş hissetmez. Çünkü dünyanın kaidesi budur. Engin istek ve arzulara sahip insanoğlu; değil 100 yıl, 1.000 yıl da yaşasa, “dünyadan muradımı almadan göçtüm” yazar mezar taşında. 

Buraya kadar anlatmaya çalıştıklarımız; aslında değişen dünyanın bize getirdikleri. Belki buna “götürdükleri” de diyebiliriz. Ama biz önce getirdiklerinden başlayalım. Örneğin; “sosyal medya” adını verdiğimiz sanal dünyalarımız. Evet, itiraf edelim ki; milletçe çok sevdik. Hatta ilk moda olmaya başladığında genç nüfusun rağbet ettiği bu mecraya; şimdilerde işyerlerinden emekli olup, kendisini boşluğa düşmüş hisseden orta yaş ve üzeri insanlarımız da ziyadesiyle kendilerini kaptırmış durumdalar. Emeklilik sonrası yaşanan boş vakit bolluğu travmasını bu yolla atıyorlar büyüklerimiz adeta. Neyse; konumuz bu da değil.

Aslında asıl konumuz; sosyal medyaya kurban edilen hayatlar, boşa harcanan kıymetli zamanlar. Özellikle 20 ve 30’lu yaşlardaki insanların en çok zaman geçirdikleri ortamların, sanal dünya olması bize bir ipucu veriyor. Bunu şöyle açıklayalım. İnsanlarımız tüm gezilerini, yemeklerini, heyecanlarını, haberleşme ve iletişim ihtiyaçlarını artık çok büyük bir oranda sosyal medya aracılığıyla gideriyor. Yurt dışında yaşayan evladıyla sosyal medya üzerinden görüntülü konuşma yaparken, yine günlük haberleri sosyal medyadan takip ediyor, akşama kadar sevdikleri ne yapmış, nereye gitmiş, ne yemiş gibi meraklarını da burada gideriyor. Ve kendisini de yine sosyal medyada insanlara sunuyor, kendini burada ifade ediyor. Elbette dozunda ve zamanında kullanıldığında, bu durum hiç de kötü görünmüyor. Hatta bazen kolaylık ve zaman kazancı sağlıyor gibi de görünüyor. Ama tekrar ifade etmek istiyorum; “yerinde, zamanında ve dozunda” kullandığımız müddetçe.

Bugün yapılan araştırmalar gösteriyor ki; sosyal medyada fazla zaman harcayan bireylerin aile yapısında bozulmalar meydana geliyor, işlerini ihmal ediyor görünümü vermelerinden dolayı iş hayatları sekteye uğruyor ya da işlerinden oluyor, direksiyon başında yapılan kullanımlarda geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olan kazalar meydana geliyor, gereksiz zaman kaybı yaşanıyor ve kaynaklar gereksiz şekilde heba olup gidiyor. Burada kaleme aldıklarımız aslında detaya girilmeden işaret ettiklerimiz. Eğer biraz detaya girecek olursak; “eşini sosyal medyada tanıştığı insanla aldatan eşler, mesai saatinde işlerini yapmak yerine sosyal medyada vakit geçirip iş ve zaman kaybına yol açan çalışanlar, araç kullanırken yola bakmak yerine telefonundan sosyal medya hesabını kontrol ederken kaza yapan dikkatsiz sürücüler” gibi detaylıca ele alınabilecek vak’alarla her gün akşama kadar karşılaşıyoruz ve böyle giderse de, çok daha fazlasıyla karşılaşacak gibi de görünüyoruz.

Bir defa hayatta her şeyin ölçülü olması iyidir. Zaten azı karar, çoğu zarar sözü de buradan gelmiyor mu? Biz de buradan hareketle diyoruz ki; sosyal medya kullanımında da ölçüyü kaçırmamalı. İnsani ilişkilerimizi etkileyecek düzeyde harcanan vakitler nedeniyle, yaşamamız gereken asıl sosyal hayatı, bilgisayar veya telefon ekranlarında yaşamaya başladığımız andan itibaren, aslında o aracın adı; sosyal medya olmaktan çıkıyor; “asosyalleştiren medya” olmaya doğru hızla kayıyor. Ne diyelim; Allah bizleri zamanını gerçek hayatta daha çok geçirenlerden eylesin, âmin. Sevgiyle kalın.
 

Yorumlar
Kod: C92F9