Kerem Öztürk-GÖZ VE BAKIŞ HASTALIKLARIMIZ

Kerem Öztürk

GÖZ VE BAKIŞ HASTALIKLARIMIZ

Toplumda kişilerarası iletişimin en önemli unsurlarından bir tanesidir gözler. İnsanlar birbirleriyle kurdukları toplumsal ilişkilerde, en çok görme organlarını kullanırlar. Tabii bu durum da ortaya bazı sonuçlar çıkarıyor. Tıpkı bakmak gibi, görmek ya da görmemek gibi. Konuyu biraz daha açmak gerekirse, ortaya şöyle bir tablo çıkar. Bakmak var, bakmak var.

            İnsanlar birbirleriyle iletişim halinde olmaya devam ettikçe, bakmak ve görmek kavramlarının önemi her geçen gün artmaya devam edecek gibi görünüyor. Öyle ki; insanlar arası ilişkilerde itici güç olarak kullanılan teknolojik aygıtlar dahi kişilerin birbirlerini görerek iletişim kurmasını sağlamak için geliştiriliyor. Eskiden yalnızca birbirlerinin sesini duyarak haberleşen insanoğlu, bu iletişimi artık görüntülü ve sesli olarak gerçekleştirmenin mutluluğunu, kolaylığını ve keyfini yaşıyor. Aileler sevdikleriyle hasret gideriyor, sevenler birbiriyle kaynaşıyor, iş insanları iş toplantılarını bu şekilde gerçekleştiriyor. Görüntülü iletişim toplumun adeta tüm noktalarında kendisine sağlam bir yer bulmuş ve daha da bulacak gibi görünüyor. Tabii burada toplumun sosyal algıları da önem kazanıyor. Zira insanlar her an görüntülü konuşmaya cevap verecek durumda olamayabiliyor ya da ev halleriyle sevdiklerinin karşısına çıkmak istemeyebiliyor. Bu nedenle, bu tip iletişim biçimlerinin yeri ve zamanlaması da haliyle fazlasıyla önem kazanıyor.

            Her neyse, bizim asıl ele almak istediğimiz konu aslında bu değildi, ama konu nereden nereye geldi. Biz başlıkta göz hastalıkları ibaresini neden kullandık dersiniz? Elbette tıbbi açıdan ele alınacak türden hastalıklardan bahsetmeyeceğiz. Hastalık denince yalnızca gözlerin fiziki hastalıkları gelmesin aklımıza diye dikkat çekici bir başlık olsun istedik. Gözlerin hastalıkları arasında en fazla öneme sahip “bakış hastalığı”ndan bahsedelim dedik.

Bakmak ve görmek; iki önemli unsurdur gözler için. İnsanlar bakarlar ama görürler mi, işte önemli olan bu. Baktığımız yerde görmemiz gereken detayları göremiyorsak; baktığımız yerin hiçbir önemi yoktur. Ya da baktığımız yerde görmememiz gerekenleri görmek de bize herhangi bir katkı sağlayacak değildir. Peki, önemli olan nedir? Bakmak mı, görmek mi? Ya da baktığımız yerde gördüklerimizi doğru analiz ederek, hedefe ulaşmak mı?

            Elbette insanlar her an her şeyi görmek istiyor günümüzde. Hatta bunun için evlere, bahçelere, yollara, şehirlerin giriş çıkışlarına ve hatta şehrin geneline kameralar koyarak görme isteklerini yerine getiriyorlar. Buraya kadar tamam ama asıl önemli olan, izlenen görüntünün ne kadarı gerekli, ne kadarı fuzuli? İşte buna dikkat etmek önemli.

            Bir de bakmayı bilmeyen insanlarımız var ki; asıl ele alınması gereken konulardan birisinin bu olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar “etkili iletişim” ile ilgili gerçekleştirdiğim televizyon programlarımda ve konferanslarımda üstüne basa basa vurguladığım konulardan birisidir “bakmasını bilmek” konusu. Bu duruma verdiğimiz örneklerden biri hatta en önemlisi; baktığı yeri gözleriyle taciz edercesine bakanlar. Bu kişiler ne yazık ki; bakmasını bilmeyen, iletişim bozukluğu olan insanlar. Özellikle hanımefendilerin en fazla muzdarip olduğu durumlardan en önemlisi belki de. Bazen öyle boyuta varıyor ki bakışlar; adeta tacize varacak derecede rahatsızlıklar oluşturuyor. Bakan kişi muhatabının giydiği kıyafetten tutun da, bedeninin en mahrem yerlerine bile hiç çekinmeden gözlerini dikip, uzun süreler bakabiliyor ve muhatabını son derece rahatsız edebiliyor. Bu kişiler bir de uyarıldıklarında pişkin pişkin “güzele bakmak sevaptır” diyerek, kendilerini aklamayı ve yaptıkları işin doğru bir şey olduğunu karşı tarafa deklare etmeyi tercih ediyorlar. Yani adam baştan pişkin zaten. Pişkin olmasa öyle kötü kötü bakmaz, karşı tarafa rahatsızlık vermez. Uyardığınızda da aslında zaten  kendine yakışanı yapıyor.

            Peki, “bakışların en doğru şekilde olanı nedir” diye soracak olursanız, şöyle açıklamak yeterlidir. İnsanlarla kuracağınız iletişimde en fazla öneme sahip olan kanallardan biri olan bakışlar; son derece naif ve kararında olmalıdır. Muhatabınızın gözlerinden gözlerinizi ayırmadan tokalaşmalı ve yine akabinde konuşma boyunca gözlerinizi çok sık aralıklarla muhatabınızın gözlerinden ayırmamalısınız. Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta var ki; tek düze bakışlarda da dozajı iyi ayarlamak gerekir. Özellikle ikili iletişimde karşı tarafın gözlerinden otuz-kırk saniye aralıklarla bir ya da iki saniye mola alın. Yani gözlerinizi anlık olarak başka bir tarafa kaydırın ve tekrar muhatabınızın gözlerine odaklanın. Bu hamleleriniz hem karşı tarafı hem de sizi rahatlatacaktır. Bir de özellikle siz erkek, muhatabınız bayan ise; ava çıkmış bir çapkının karşı tarafı etkilemek için kullandığı delip geçici bakış stilinden uzak durmanızı öneririm. Zira iletişimle ilgili olarak vermiş olduğum eğitimlerde ya da gerçekleştirdiğim danışmanlıklarda görüyorum ki; insanlar en fazla şikâyeti, bu konularda ediyor. İnsanlar muhataplarının rahatsız edici bakışlarla kendilerine yaklaşmasından hoşlanmıyor. Lütfen bakışlarımızı doğru kullanalım. Profesyonel hayat, bu tarz iletişim biçimlerini kaldırmıyor. Duygusallık ihtiyacınızı daha doğru ortamlarda gidermenizi tavsiye ederim.

            Bir de sahnedeki konuşmacıların ve ders anlatan hocaların bakışları konusu var ki; uzun sayfalar dolusu yazacak şeyler olmasına rağmen burada kısaca değinmeden geçmek istemedim. Sahne ya da kürsüde konuşma yapan anlatıcıların da, kendisini dinlemeye gelenlerle son derece doğru göz teması kurması çok çok önemlidir ve anlattıklarının hedefe doğru bir şekilde ulaşması için büyük önem taşır. Konunun anlaşılması ya da hiç anlaşılmaması tamamen anlatım şekliyle ilgilidir. Eğer sahnedeki konuşmacı dinleyicileriyle göz teması kurmaktan kaçınıyorsa, söylediklerinin çok büyük bir kısmının hedefe ulaşmayacağını, dinleyenlerin kendisini ciddiye almayacaklarını da bilmesi gereklidir. Bu nedenle; salonun/dersliğin kontrolünü elde tutmak istiyorsanız; doğru göz teması kurma tekniklerini çok iyi bilmeniz gereklidir. Haddinden fazla bir kişiye takılıp, tüm konuyu o kişiye anlatan konuşmacılar da var ki; onlarla ilgili detaylı bilgiyi “İletişim Sanattır” adlı kitabımda ele aldım. Oradan okumaya devam edebilirsiniz. Şimdilik bu yazıyı burada bitirmekte yarar görüyorum. Tekrar görüşmek dileğiyle, kalın sağlıcakla.

Yorumlar
Kod: JG9MG