İnanç Uysal-NİTELİKLİ DEİZM

İnanç Uysal

NİTELİKLİ DEİZM

Milli Eğitim Bakanımız nitelikli okullarımızı açıklamış.. Aslında kavram başından arızalı. Açıklanan okulla nitelikli sınıfına giriyorsa listede yer almayan okulları tanımlamak için kullanılabilecek tek kavram “Niteliksiz” olmuyor mu? O zaman devlet okullarında okumaya zorunlu ya da gönüllü çocuklarımızın yüzde doksanının okuduğu bu okullar niteliksiz olmuyor mu? Bu sistem ilk konuşulmaya başlandığından itibaren karşıydım hala da karşıyım.

Ama listedeki okullarda yer alan İmam Hatip Liselerinin sayısı nedeniyle niteliklilik tartışmasını hiç anlamadım açıkçası. Bir kere İmam Hatipler üzerinden başlatılan “Bu okullar aslında niteliksiz bakın şu geleneği yerleşmiş okullar aslında çok daha nitelikli” söylemleri iddiaları doğruysa iddia sahipleri açısından büyük avantaj çünkü o okullara girmek için sınav kazanmaya gerek yok. Taşınmak yeterli olacak artık.

Dahası İmam Hatiplerin nitelikli okullar listesine girmesine karşı çıkanlarla bu okullardaki öğrencilerin deizme kaydığını iddia edenler yaklaşık aynı ekip. O zaman İmam Hatiplerde verilen eğitim dünya görüşleri açısından O ekibe çok daha uygun. Sayın Diyanet İşleri Başkanımızın bir kelimeyle sapıklık diye tanımlayarak tamamıyla hallettiği deizm aslında sıkça duyduğumuz “Ben de Müslümanım”,  “Benim dedem hacıydı” , “Annemin de başı kapalı” ve hatta “Benim kalbim temiz" seviyesindeki itikada çok daha sevimli gelmeli.
Yani basit anlatımıyla deist “Direkt Allaha bağlı” ritüel, disiplin ve aracı yol gösterici falan kabul etmiyor, özetle kalbi temiz yani.

İlk olarak nitelikli ve niteliksiz okul ayrımı, ardından bu niteliksiz okulların bulundukları lokasyonun niteliklerine bağlı olarak yararlanılabilir olmaları. Sonra nitelikli okulların hangi standartlarla belirlendiği ve buna benzer bir sürü daha konunun tartışılabileceği bir meselenin imam hatipler üzerinden tartışılması bu ülkedeki muhalefetin, muhalefet etmeyi hala öğrenemediği anlamına geliyor. Yani aslında gerçek hissiyatlarını bir süre baskılayıp gerçek sorunlar üzerinden konuşmayı becerseler bu halkla bir irtibat da kurmaları mümkün olacak.

Bu deizm meselesinin mevzu olması da aslında benzer bir sebeple onların çok daha iyi anlayabileceği bir mesele. Kendileri daha önce bunu deneyimlediler çünkü, yalan yanlış bir laiklik anlayışını emir komuta zinciriyle dayattıklarında ne olduğunu yakinen yaşadılar. Laiklik diye bahsettikleri şey hem kavramsal olarak hem de uygulama biçimi olarak faşizme daha yakındı mesela, ve bu yüzden tıpkı uyguladıkları laiszm gibi yalan yanlış bir sürü karşı koyuşun sebebi de oldular. Her seferinde de Atatürk’ü bu konuda kendilerine kalkan ettiler ama 1938’de ölen ve son birkaç yıl çok ağır hasta olan Atatürk’ün 1937 de çıkarılan laiklik kanunuyla ilgili olarak İnönü kadar etkin olamayabileceğini atladılar nedense..
İşte tıpkı o laiszm gibi yukarından aşağı emir komuta zinciriyle yapılmaya çalışılan dindarlaştırma da böyle tuhaf sonuçlar verebilecekti elbette ve bunu da en iyi onlar bilebilirdi. Dahası keyfi de olsa tek tip bir laiklik dayatması ile ortaya koydukları tavra karşılık geliştiren toplum bir sürü parçaya bölünmüştü ve o parçalı yapının her birinin diğerini fasık ilan etmesi de ellerini ovuşturarak karşıladıkları deizme bir davetiye çıkarıyordu ne yazık ki..

SONUÇ olarak bence bu ülkede bir deizm tehlikesi vardır. Ama bunun kaynağı İmam Hatipler değildir. İmam Hatiplerdeki sorun ancak orada olmak istemeyen çocukların orada olma zorunluluklarından ibaret olabilir. Deizmin sebebi ise yukarı da değindiğim uydurulmuş laikliğin karşısına dikilen çeşitli din versiyonları olabilir. Yani Deizm Allah’la arasını bozmak istemeyenlerin ama pek de kafa yormayı sevmeyenlerin, İslam’la Müslümanı ayırt etmekle uğraşmak istemeyenlerin kaçış noktası olarak pekala bir tehlikedir.

Yorumlar
Kod: B8ZE8

YAZARIN DİĞER YAZARLARI

GÜNÜN YAZARLARI