Esra Tanrıverdi-SİZ HİÇ GÜZEL SEVDİNİZ Mİ?

Esra Tanrıverdi

SİZ HİÇ GÜZEL SEVDİNİZ Mİ?

 “Mesele sevmek değil azizim, kime sorsam herkes seviyor zaten. Mühim olan güzel sevebilmek, kırmadan, dökmeden, yormadan, acıtmadan.” Diyor Can Yücel. 
Sahi siz hiç güzel sevdiniz mi? Birini usul usul, güzel güzel? Güzeli sevmek maharet değil iş güzel sevmekte. Sevdiğini değerli hissettirebilmek, önemli hissettirmek yani hissedildiğini hissettirebilmekte. Yıkmadan yıpratmadan travmaları canlandırmadan sevebilmekte.
Mesela onu acılarından öperek sevdiniz mi hiç? Kendinizden daha çok ona baktığınız, sözlerini, gözlerini özlediğiniz sevdiğiniz oldu mu?
Sizi aradığında heyecandan eliniz ayağınız birbirine dolandı mı hiç? Ya ondan mesaj aldığınızda durup durup belki on belki yirmi kere okudunuz mu? 
Araba kullanırken ondan gelen mesaja arabayı hemen yol kenarına çekip cevap yazıp dakikalarca orada beklediniz mi?...

Bir çiçeği severseniz ve onu koparmak istersiniz, çünkü çok sevmiş ve beğenmişsindir. Oysa çiçeği güzel seversen onu sularsın. O vakit sevgi acıtmaz çoğaltır insanı. 
Fuzuli’ye sormuşlar: Sevmek mi daha güzeldir sevilmek mi? Sevmek demiş. Çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın ama sevdiğinden emin olabilirsin” 
Karşılıksız beklentisiz sevmeli insan. Çünkü iki insanın her an aynı duygu düşünce ve beklentilere sahip olması, aynı biçimde davranması olanaksızdır. Onu kendiniz için sevin. Onu adeta görmek istediğiniz gibi değil de onu olduğu gibi görebilmeyi başarın. Böylece arzu ve beklentilerinizi yerine getirmesi için sevdiğinizi baskı altına alarak tehdit etmeye başlamaz, yıkıcı bir davranış sergilemezsiniz. Erich Fromm’a göre “ Sevgi vermektir almak değildir. Tüccar anlayışlı kişi, vermeye hazırdır ama ancak bir şey alma karşılığında; bir şey almadan vermek onun gözünde kandırılmak demektir.”  
Şu halde senin onu sevmen, onun seni sevmesine bağlı değil. Seversin işte, sorgusuz sualsiz. Koşulsuz sevmeye, o seni sevmese de sevmeye devam edersin... Bırak, bu aşkın zararı da bu olsun. Vazgeçmeyişin zayıflığından değil, aşkına sahip çıkmandandır. Ödenecek bedeller vardır aşkta, ödemekten korkan hakkını veremez aşkın. Aşk, bedel ödemeyi göze alanları sever!

“ Seni seviyorum diyebiliyorsam bu, sende bütün insanlığı, bir anlamda bütün canlı olan her şeyi ve yine sende kendimi seviyorum demektir….. İnsanlar, sevmekten daha kolay bir şey olmadığını zannederler, oysa tam tersi herkes sevme yeteneğine sahip; ama bunu gerçekleştirebilmek çok zor.” diyor Erich Fromm Sevme Sanatı adlı kitabında.

Çok sevmek zarar vermez iyileştirir insanı. Canlı tutar, yaşadığını hissettirir. Fakat bağlanmak öyle değildir. Bağlanmak muhtaçlık hissi yaratır. Karşısındaki onsuz yapamayacağını düşünür. İşte bu tehlikelidir. Oysa sevmek onsuz da yapabileceğini bilmektir. Çok sevin ama bağlanmayın.

Korka korka sevmeyin birini. Yarını hesaba katmadan, sadece o anın güzelliğinde kalarak sevin.  

Beklentisiz sevin..

Yine Can Yücel ne güzel tarif ediyor: “ Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.”

Sonra Abelard ve Heloise geliyor aklıma ve tarihe geçmiş aşk mektupları. Ben böyle seviyorum işte, diyor Heloise. “ Zerafetini, gaddarlığını, İnceliğini, kabalığını; olduğun şairi, olmadığın erkeği seviyorum. Bir zamanlar çocuk olduğun ve bir gün ceset olacağın için SENİ SEVİYORUM. Hem gövdeni, hem aklını seviyorum. Yalnızca boynunun düzgün çizgilerini değil, Koltuk altının terini de seviyorum. Kanımı tutuşturan gücünü de, çocuk gibi elinden tutma hissi uyandıran güçsüzlüğünü de seviyorum...” 

Bir kadın sevin yahut bir adam sevin ama güzel sevin. Güzel güzel sevin. 

Deneyin...

Yorumlar
Kod: B91F8