Esra Tanrıverdi-"İnanıyorum öyleyse başarırım"

Esra Tanrıverdi

"İnanıyorum öyleyse başarırım"

İnanç denilince akla dini ya da doktriner inançlar gelmektedir. Fakat temel anlamda inanç, yaşama anlam kazandıran, yön veren inanma, istek ve ilkedir. İnanç aynı zamanda amacımıza giden yolda,haritamız pusulamızdır. İnsanlık hep inandığıklarınınpeşinden gitmiştir. Atatürk, Einstein, Copernicus ,v.s…İnsanlık tarihini değiştirenler inançlarımızı ve bakış açılarımızı da değiştirmiştir. Beyin kendisine ne söylenirse onu yapar ve buda inançla olur.

Başarıya inanırsak başarırız. Eğer ki başarısızlığa inanırsak da başaramayız. ”Yapabilir, çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar” sözü bu tam da bu gerçeği anlatır. Başarıya giden yol,istediğniz sonuçları bilmek, harekete geçmek ve başarılı oluncaya dek değişmede gereken esnekliği göstermektir. Sınırlı inançları sınırlı insanlar yaratır. Lider, çölde bile bahçe görebilen insandır. Şunu unutmamak gerekiyor ki her durumda başka olasılıklar vardır.

Pozitif düşüncede temel nokta, beyni olumlunun üzerine programlamaktır.Yani, başarısız olmayı değil, sadece başarmayı düşünmeliyiz.Olumsuz düşünce beynimizi kendimize karşı olumsuz çalışmayaprogramlayacaktır.

Aslına bakacak olursak başarısızlk diye bir şey yoktur, sadece sonuçlarvardır. Abraham Lincoln, Gandhi, Edison ve Atatürk buna en iyi örneklerdir. Onlar hiçbir zaman başarısızlığı kabul etmemişlerdir.

 
Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten çekinmeyin. Sorumluluk her alanda başarının destekleyicisidir. Hepimiz her şeyden sorumluyuz. Başarılı bir insan başına gelen iyi ya da kötü olan her şeyi kendi yarattığına inanır. Sorumluluk almak; insanın gücünün ve olgunluğunun bir ölçüsüdür. Sorumluluk alanlar her zaman başarılı olmaya, sorumluluk almayan başarısız olmaya mahkumdurlar. Her birimiz sorumluluk alarak sonucu değiştirebiliriz. Sorumluluk almadan almadan gerçek başarıyı elde edemeyiz.

Çalışmak bir hobi olmalıdır. “Çalıştığımda rahatlıyor ve dinleniyorum. Beni esas yoran hiçbir şey yapmamaktır.” der Picasso. O halde işimize oyun gibi yaklaşmalıyız. Başarının sırrı mesleğimizi tatile benzetmekle mümkündür.

Başarı  için en güzel hikaye Kurbağaların Yarışı’dır.

Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa, arkadaşlarını seyretmek için toplanmış. Yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğini inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyuluyormuş: “Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar! ” Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece biri inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırıyorlarmış. ” Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar! ” Sonunda bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve yarışı bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayretle mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş: “İmkansızı nasıl başardın?” O anda farkına varmışlar ki, kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Olumsuz düşünen insanları duymayın! Onlar kalbinizdeki tüm ümitleri çalarlar!”

Yorumlar
Kod: 1XP4X