Ahmet Yaşar Akkaya-Türk Eğitim Sorunları - 1

Ahmet Yaşar Akkaya

Türk Eğitim Sorunları - 1

Eğitim bir toplumun inşasının temelidir. Tarihin ilk döneminden itibaren bu misyonunu güzel eda edenler ve vizyonunu genişletenler, çağdaşlarına göre daha müreffeh hayat yaşamışlardır.

Antikçağın Sümer’i, Yunanı’, Mısır’ı eğitim ve bilime yatırım yapmışlardır. Hakeza Sokrates, Platon Diyojen gibi isimleri yetiştiren toplumlar çağdaşlarına göre bir adım  önde olmuşlardır.Hellenistik dönemde Papirüs ve Parşömen kavgası da bundan gayrı bir amaç için  değildi.

Tüm ilahi dinlerde eğitim temel dustur olarak hep önde olmuştur. İslam Dinin Peygamberi Hz. Muhammed(SAV) bu noktada  tam bir mürebbiydi. Aynı şekilde kutsal kitabımızın ilk lafzının  da “oku “ifadesi ile başlaması ve birçok kıssada akla, düşünceye vurgu yapılması kayda değerdir.

Müslüman toplumlar hayatlarına eğitim ve kültürü nakşettiler bir dönem. Farabiler, Gazaliler,İbn-i  Sinalar dini ve akli bilimleri sentez ederek adeta insanlığa bir Rönesans armağan etmişlerdir

 

 

Peki ne oldu da Rönesans’ı yaratan bu  dünya Avrupa'nın gerisinde kaldı?

Her şeyden  önce iyi eğitim modeli ve sistemi uygulanamadı. Eğitim kurumlarında dini bilimlerin daha çok didaktik ve ezberci yöntemle islenmesi büyük sorundu. Bu sorunsal Osmanlı Devleti örneğini de  düşündüğümüzde  özellikle öne çıkmaktadır.

Devlet-i  Aliye, Sıbyan Okullarını toplumun geneline yayamadı. Özellikle imparatorluğun son dönemlerinde Sıbyan Okullarında analize dayalı dini eğitim modeli uygulanamadı. Haftalık sadece iki saat düşünce sentez eksenli eğitim görüldü. Pozitif bilimler cılız kaldı. Ağırlıklı olarak ezberci yaklaşımla Kuran ve İlmihal eğitimi yapan nesillerle iyi bir eğitimin ortaya çıkması da beklenemezdi.

Modernleşme olarak bilinen Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde  ise  eğitimdeki kalite ve seviyeyi çağdaş devletler standardına yükselemedik. 14.Yüzyılda kurulan imparatorlukta İlkokulların beş yüzyıl sonra ,19.Yüzyılda, 2.Mahmut’la zorunlu hale getirilmesi bence çok geç kalınmış bir adımdı. Aynı şekilde eğitimin  tüm yurt geneline yaygınlaştırılmasının ancak 2.Abdülhamid dönemi olarak belirttiğimizde temel sorunumuzun neden eğitim olduğu daha iyi anlaşılıyor olsa gerektir.

Abdülhamid ile eğitim atımları yapan Osmanlıda bilinçli ve bir o kadar protest bir neslin yetiştirilmesi ;Fatma Aliya ile başlayan kadın hareketlerinin de kültür ve eğitim hayatında yer almaları Meşrutiyet döneminde bir öne çıkışı yarattı.

 

 

Turanist politikalar siyasette olduğu kadar eğitim ve kültür hayatında da kendisini “millileşme “cereyanı olarak ortaya  çıkaracaktır. Başta Enver Paşa olmak üzere İttihatçıların yanlış politikaları ve 1.Dunya Savaşına girmemiz, en çok yetişmiş kalifiye elemanlara bir darbe olacaktır. Zira Çanakkale Savaşı’nda bir eğitim ordusunu yitireceğiz. Atatürk’ün tabiri ile adeta Darülfünun kaydedilmiştir.

İmparatorluğun küllerinden yeni devlet inşaa edecek Atatürk, döneminde yoğun olarak eğitim ve kültür alanında yenilikler yapacaktır. Milli eğitimi tesis eden büyük kurucu, çağdaş dünya ile yarış edebilmenin şiarını da, “millî değerlerimizle yoğrulmuş bir sistem oluşturmada” görmüştür.

Yorumlar
Kod: PMFTM