Ahmet Yaşar Akkaya-24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN MESAJI

Ahmet Yaşar Akkaya

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN MESAJI

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN MESAJI: “Güçlü İktidar ve Uzlaşmacı Meclis”

24 Haziran Erken Seçimleri için kısa süreli seçim propagandaları zaman zaman sert üslupta geçse de genel anlamda renkli ve heyecanlı bir atmosferde tamamlanmıştı. Özellikle CHP’den ayrılan ve Cumhurbaşkanlığına  aday olan Muharrem İnce’nin, seçim kampanyaları sürecinde göstermiş olduğu performans dikkat çekmeyi basarmıştır. Aslına  bakarsanız Erdoğan gibi güçlü ve hiçbir seçimi de kaybetmemiş rakibe karşı İnce’nin göstermiş olduğu performans özellikle sol seçmen  arasında ilk kez heyecan yarattı. Hatta İnce önderliğinde Millet Ittifakı  “acaba? “ sorusunu sorarak ümitlenmişti.

  Türkiye’deki seçmen tavrı ilginçtir. Daha doğru doğrusu Türk halkı ekonominin kötü gittiği algısına, dövizde ve piyasalardaki artışlara rağmen bu süreçte radikal bir karar verme konusunda genelde itidalli davranmıştır.  Türkiye’nin sorunlarını Muharrem İnce mi aşar; ya da  16 yıllık iktidar döneminde birçok hamleyle Türkiye’yi belirli istikrara kavuşturan Erdoğan mı?

 İşte bu noktada 24 Haziran gecesi sandık; Erdoğan’ın bu sorunları aşabileceğini  söylemiştir. Aslında İnce’nin kısa süreli yarattığı heyecanı seçmen iyi algılasa da; kurulu düzeni ve siyasi istikrarı yerinde görmüştür. Buna rağmen  İnci’yi de geleneksel CHP oylarının aksine %30 baremine  taşıyarak; belki de gelecekte doğru siyaset hamleleri yaparsan seni de tercih edebilirim demek istemiştir.

24 Haziran'da Türk halkı, siyasi ve  ekonomik istikrarın her türlü gerginliğe rağmen devam etmesini söylemiştir. Daha doğrusu Erdoğan’ın faiz lobisi, küresel sermayenin oyunu vurguları seçim kampanyası sürecinde seçmende olumlu bir tezahür yaratmıştır.

24 Haziran  Seçimlerine giden süreci Türkiye’de MHP lideri Devlet Bahçeli başlatmıştı. 15 Temmuz Darbe girişiminden bu yana AK Parti İktidarı’na en güçlü desteği  veren Bahçeli, 24 Haziran Seçimleri’nde de Cumhur İttifakı içerisinde yer alarak Erdoğan’ın İlk turda %52 oy ile seçilmesini sağlamıştır.

 Seçim kampanyaları döneminde zaman zaman MHP'nin ilginç çıkışları ile Cumhur İttifakı’nda sıkıntı yaşansa da; seçime giden yolda yine de kilometre taşlarını deneyimi bir devlet tecrübesi ile Bahçeli belirlemiştir.

 Erdoğan, Bahçeli desteğiyle %52 oy alırken kendi Partisi AK Parti  %42 alarak onun performansının gerisinde kalmıştır.

Yeni meclise  300 vekil sokamayan Erdoğan için 301’i bulma noktasında yine kilit isim Bahçeli olmuştur. Ortaya çıkan tabloda iktidarın ekonomi, terör ve dış politikasında elini güçlendiren MHP, aynı zamanda yeni dönemde bir nevi mecliste ittifakın devamını üstlenen bir kilit parti konumuna gelmiştir.  Tabi ki   en önemlisi Bahçeli, mecliste denetim mekanizmasını üstleneceğinin de sinyallerini vermiştir.

Seçimlerle birlikte Yeni Meclis’in aritmetiği de değişti. 24 Haziran’dan  bir önceki dönemde homojen yapılı meclis varken; artık  bu süreçte biraz daha heterojen yapıya kavuşmuştur. Millet İttifakı ile CHP’nin yanında İyi Parti ve Saadet Partileri temsil gücü elde etmişlerdir. Asıl ilginç olan barajın altında kalması düşünülen, ittifak dışında seçimlere giren ve % 11 oy alan HDP'nin 67 vekille mecliste 3.parti konumuna yükselmesi olmuştur. Zira mecliste dengeleri değiştiren HDP'nin barajı geçip 67 vekil çıkarması olmuştur.  

Partileri meclise girmesine rağmen Meral Akşener ve Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaydettikleri için meclise girmemeleri de ilginç bir durum ortaya çıkarmıştır.

 Yeni meclis beklendiği  gibi milliyetçi ve muhafazakar  ağırlıkta oluştu. MHP  ile birlikte İyi  Parti % 21  oy oranı ile milliyetçi çizgiyi temsil ederken; %42 oy alan Ak Parti de muhafazakar kanadı temsil edecektir. Meclisin %65'i Muhafazakar ve milliyetçi seçmenden oluşurken;% 35'i ise sol tandanslı seçmenin oylarını temsil etmiştir.

Bu tabloda ilginç durum  PKK ile arasına net çizgi koymayan HDP’nin % 11.7 oy oranı ile 67 vekili meclise sokmasıdır. Parti son seçimlerde benzer oy oranını alarak Kürt seçmeninin kemik oylarının sahibi olduğunu belirtmiştir. Işte bu durum bölgedeki sorunları çözerken yeni iktidarın nasıl bir tavır takınması gerektiğini de göstermektedir.

Yeni dönemde Türkiye’nin birçok sorunu bulunmaktadır. Ekonomideki dalgalanmalar reel hayattaki temel sorun olarak gözükmektedir. Fakat Suriye ve Orta Doğuda’ki sorunları ve bu bağlamda terör meselesi; Suriye mültecilerinin geri gönderilmeleri tartışmaları kozmopolit bir mecliste uzlaşı kültürü ile üstesinden gelinebilecek sorunlardır. Güçlü bir Erdoğan’ın Bahçeli desteği ile çözebileceği bu hadiselerde muhalefetle konsensüs  sağlanması meselelerin kalıcı çözümünü de beraberinde getirebilir.

 Terörün yok edilmesinde  silahlı mücadelenin  yanında önemli faktör de siyasettir. Bu nedenle bu meseleyi siyasi mahfilde halledebilecek bir meclis  profili görünmektedir. Zor da olsa % 65 muhafazakar- milliyetçi bir Meclis’in Kürt meselesini mecliste çözebilmesi  Türkiye’nin bundan sonraki süreçte önünü açabilecek bir durum yaratabilir.

  Suriye Sorunu ve Ortadoğu’daki gelişmeler konusunda  Türkiye , Rusya ve İranla oluşturduğu üçlü ittifakla  bir noktada önemli hamleler yapmıştı. Lakin ABD ile reel politik hamleleri  menfaatlerimiz çerçevesinde iyi bir diplomatik manevralarla  lehimize çevirebilmeliyiz. Aynı şekilde AB ile ilişkilerimizi yeniden güçlendirerek ekonomik ve sosyal alanda iyi bir noktaya ulaşabilmeliyiz. Bölgede güvenliğin ve huzurun tesis edilmesi, terörü bitireceği gibi Suriye mültecilerinin de ülkelerine dönmelerini sağlayacaktır.

 24 Haziran Seçimleri  yeni meclise sorun çıkarmayı değil, uzlaşma ile  ülke sorunlarını çözün mesajı vermiştir. Bu bağlamda  Cumhurbaşkanlığı  Hükümeti Modeli ’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum .

24 Haziran seçimlerinde sandıktan çıkan mesaj şudur: “ Güçlü bir liderle istikrarlı bir Türkiye’ye  devam; ülke yönetiminde farklılıkların gözetilmesi ve uzlaşı kültürü”

Bu vesile ile Yeni Başkan seçilen Recep Tayyip Erdoğan'ı tebrik ediyorum.

Yorumlar
Kod: MJCPJ